1952 Nobel Fizyoloji/Tıp ödülünü alan Selman Abraham Waksman, Mycobacterium tuberculosis tedavisi için antibiyotik olarak kullanılmış streptomisin’i keşfetti. Streptomisin, 1968 yılında tanıtılan rifampisin’e (İsmini 1955’te çıkan Rififi adlı gangster filminden almıştır) kadar Mycobacterium tuberculosis tedavisi için kullanılmaya devam etti.

Hikayenin başlangıcı şöyledir:
Bir gün Rene Dubros’un çalışmasını okuduktan sonra heyecanla laboratuvarına koşarak:

Woodruff, Woodruff, her şeyi bırak. Eski öğrencim René Dubos, topraktaki mikroorganizmalarının ürettiği antibakteriyel etkenleri bulmak için bir yol keşfetti. Bir antibiyotik buldu, etkilendim. Şimdi daha iyisini biz bulmalıyız.

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3911012/

Kısaca yaptıkları şuydu: Toprak örnekleri alıp bunları hastalık etkenleriyle savaştırmak. İlk periyotta 3 kişilik ekiple araştırmaya başlayan Ukraynalı göçmen Waksman, eski öğrencisi Dubos gibi tyrothricin olarak bildiğimiz antibiyotiğe ulaştı. Ancak tyrothricin sistemik kullanımlar için çok toksikti. Waksman ikinci periyotta tamamen antibiyotikler üzerine uzmanlaşacak 9 kişilik ikinci ekibi kurdu.

Waksman’ın bu başlattığı furya daha sonraları yüzlerce hatta binlerce toprak örneği incelenmesine yol açmıştı. Binlerce antibiyotik yeniden keşfedildi veya ilk kez bulundu, çoğu toksik önelemesinde elendi.

Topraktaki antibiyotiklerin ilk dalgasının bitmeye başladığı 1960’dan bu yana çok az sayıda yeni antibiyotik keşfi yapıldı. Türetilmiş miktarları toprakta şaşırtıcı sayıda fazla olan penisilinlere rağmen, daha üretken metod olarak artık penisilin ve sefalosporinlerin kimyasal olarak yarı-sentetik türevleri üzerine çalışılmakta.