Türkiye’deki enerji raporlarının sonuçlarını ve ekonomik çıktılarını okurken aklıma gelen birkaç fikri toplamaya karar verdim.

Öncelikle bir gerçek ile başlayalım.

  • 2018 yılında planlanan 50 verimlilik projesi destekleme kararı 65 proje desteği ile bitirilmiş.

Bir ülkenin enerji verimliliğini arttırıcı makropolitikaların sonuç olarak daha az enerji tüketimine ve daha sonra daha az CO2 miktarı ile sonuçlanacağı inancına yol açıyor. Ancak enerji tüketimi ve karbon ayak izi istatistikleri tam tersini gösteriyor. Burada bir dengesizlik sonucu olduğunu düşündüğüm bir yansıma problemi var.

Geleceğe dair falcılığım bunu öngörüyor. (Asla falcılığa güvenmemelisiniz.)

Enerji ucuzladıkça kullanım artıyor ve sonuçta ödenen para artıyor. Enflasyon ile bu açıdan inceleme şansı bulamadığımdan enerji verimliliğinin makroekonomideki faydalarını tahmin edemiyorum.

Buradaki bakışımızı nükleer enerji ve şu anda tamamen görüntüde başarılı olan ancak altyapısal olarak sorunlu gördüğüm güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi gibi kullanıldığı sürece başarılı ancak başlangıcında eski sistemlerle verilen zararı yüksek olan enerjilere yönelme arttırılmalı.

Gelecek sürekli bir gelişim ile sonuçlanmayacak ancak verimlilik her zaman masanın üzerinde.