Eğer doğru koşullar oluşmamaya devam ederse, öğretmenlerimiz artık Youtuber olacak. Üç adımda bu değişimde meydana gelebilecek sorunları ele alacağım.

Teknoloji ile ilgili problemler artık dersin başlayıp başlamamasında birincil öneme sahip olacak. Normal koşullarda teknolojik sorunlara çözüm bulan öğrenciler bu sorunlar oluştuğunda artık yardımcı olamayacak, bu noktada bir bilişim uzmanı büyük ihtimalle arka planda sürekli olarak görevlendirilecek. Büyük bir sorun olduğunda dersler uzun bir süre ertelenebileceğinden bu konuda her kademe eğitim alanının sorunlarını gelecekte tekrarlamayacağına inanıyorum.

Uzun dönemde eğitimin teknoloji ile ilişkili kısımlarında sürekli bir görevli olmasının yararları olabileceğini de düşünüyorum.

Kayıt altında olmanın sorumluluğu artık herkesin omuzlarında. Öğretim kadrolarının daha önceleri sorumluluğunu almak istemediği bir konu. Yeni düzende hızlı bir şekilde kayıt altında olmanın yarattığı tasaları aşmak zorunda kalacaklar. Bunun pozitif bir geliştirme aracı olarak görülmesinden yanayım.

Bir başka pozitif yanı ise öğrencilerin daha önce kendi dayanışmaları yoluyla aştıkları derste ne anlatıldığına dair sorular artık olmayacak.

Fiziksel ortama sahip olmayan eğitimin zorlukları. Telefon ile ilişkimizi kesmek yerine artık telefonlarımızdan derslere girebileceğiz. Fiziksel bir ortamda dönüt alarak kendini dengelemeyi öğrenmiş geleneksel eğitim kadroları, paradigmanın sessiz sessiz değişimini, artık görmezden gelemeyecek.

Öğrencilerin açısından da uygun olmayan ev koşulları olumsuz etkilere sahip olabilecekse de, kolay çözümlerin var olması umut vadediyor. Bir başka sorun olabileceğini düşündüğüm konu uyaran eksikliği. Çevrimiçi derslerde çevreden gelen uyaranların birçoğu elimine edilmiş halde.

Dünya ve Türkiye bir anda eğitim alanında paradigma değişikliklerine gitmek zorunda ve bu zorunluluklar eğitim hakkında düşündüklerimizi ileri götürme potansiyeline sahip.